Web Tasarım Ankara

  

 

Hak dostum hak, Dostlar sormayın çok dertliyim neden derseniz (seyirciye bakar) Deyin hele bir (seyirciden tepki gelince cevap verir) Ya hu bu yaştan sonra bir hata ettim bir çırak aldım yanıma evine gitmez evime gelmez külhani dükkanda yatar,  dükkan tekkedir desem de anlamaz ya hu kovsam o da düşmez şanıma, kibardır çarşafsız yorganda yatır (gülmelere bakar tekerleme misali hızlı bir şekilde konuşur) hâşa huzurdan ustası çırağını sever eşek aldı pazardan, eşek göze geldi çatladı nazardan, eşek çıktı mezardan eşeğin aşkından ormanda yatır,  ya hu bizim çırak da hırtıyı,pırtıyı toplamış külhanda yatır. (çevresine bakar) Öyle boş, boş bakmayın derdimi açtım size (kafasını karıştırır) Ne söyleyeceğimi unuttum (seyirciye döner) Nerde kalmıştık? (seyirci cevap verir) Hah çıraktan bahsediyordum. Külhaniden şikayet etsem de kusuru bana, bakmayın söylediklerime aslında şeker gibi çıraktır (yüzünü buruşturur) Bakmayın yüzümü buruşturduğuma (arkasını gösterir) Arka sokakta ismet ustanın bir çırağı var (elini beğenmemiş şekilde sallar) aman düşman başına (sonra yine yüzünü buruşturur) Kişi kendi çocuğunu güzel, kendi eserini kusursuz görür. Başkalarına göre ne kadar çirkin ve kusurlu olurlarsa olsun ona iyidir benim çırak kusuru da olsa bana iyidir külhani elimde büyüdü annesi gibiyim (çevresine bakar) babası gibi diyecektim külhani çocuğum gibidir. Çocuk dediniz de aklıma geldi (çevresine bakar) Ya hu tamam yaşlılığıma verin siz demediniz ben dedim. Bir anneden bahsedeceğim (omzundaki tülbenti alır ve başına koyar ama bağlamaz.)

İhtiyar kadın Hapishanenin kapısında bekliyordu. Herkesin gözünün kendi üstünde olduğunu bildiği için başı önünde bekliyordu(örtünün ucuyla yüzünü örter başını eğer) ve beklemekten korkuncu yoktu. Herkes ihtiyar kadını gösteriyordu; (burada başındaki tülbentin ucunu yüzüne götürür) Şişt Gördünüz mü şu kadın var ya hasan koçun anası, hani şu parmak kapı katili canım (farklı bir ses tonuyla) O kadının oğlu bir caniymiş ve bu sabah idam edilecekmiş (farklı bir ses tonuyla) o kadının oğlunu asacaklarmış. (tülbenti başından omzuna indirir ve başındaki fesi eline alır) Elindeki son sefertasında oğluna son yemeğini götürüyordu. Dilinden bu kelimeyi düşüremiyordu. Hasancık, Hasancık… Dünyaya geldiği gün kulağına ölen kocasının ismini koymuştu. Hasancık, Hasancık. Dünyaya geldiği gün aklına geldi ona meme verdiği günü hatırlıyordu, sobra tay tay yürümeye başladığı günü sonra mahalle kadınlarının şaşkın bakışlarını hayal ediyordu. Onu Beyoğlu mahvetmişti, oranın barları,pavyonları kumarhaneleri mahvetmişti. Ne yapmıştı Hasancık, neden hapishanedeydi? Çalmıştı( örtüyü yüzüne boynunu büker) yakalanacağını anlayınca da öldürmüştü… (örtüyü omzuna kopar) Onun alın yazısı buydu çalacak yakalanacak öldürecek ve asılacaktı.  Sonu değiştirmeye gücü yoktu. İtiraz etmeye hiç hakkı yoktu. Hapishane kapısında beklemekten daha korkuncu vardı. Eve geri dönmek ve dört duvar arasında bir başına ölümü beklemek, daha da kötüsü hasan koçun durumunu öğrenen mahalle kadınlarının eve gelip ihtiyar kadını teselli etmeleriydi. Diyorlardı ki: (değişik kadın sesleri çıkararak) teyze sen namazında niyazında bir kadınsın niye gidiyorsun bu çocuğu ziyarete? Ya hu bu çocuk seni hak etmiyor gitme artık cezaevine bu çocuk seni hak etmiyor.(örtüyü başından omzuna götürür) Hadi be o onun bir tanesiydi o onun bir tanecik gül goncasıydı.

Hapishane kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Dışarı çıkan gardiyan ihtiyar kadına seslenir (tok bir sesle) Teyze sen hasan koçun anası mısın? İhtiyar kadın olduğu yerden silkindi ve (heyecanla ve ürkek ayağa kalkar) evet evladım benim. Gardiyan: gel öyleyse peşimden dedi ve içeri girdi. İhtiyar kadın çevresindeki insanların acıklı ve hor bakışları arasında hapishaneye girdi. Gardiyan geriye döndü ve seslendi: Valide acele et… Yaşlı kadın gardiyanın peşinden heyecanla yürüyordu. Çünkü (tebessüm eder) Hasancığı onu bekliyordu. (hüzünlenir) Altı aydır oğlunu görmüyordu ve Hasancığı burnunda tütüyordu. Hapishanenin griye çalan ışıksız koridorlarında gardiyanın peşinden yürüyordu. Sonra bir kilit sesi duyuldu ve gürültüyle küçük bir kapı açıldı. Hasancık karanlığın içinde onu ayakta bekliyordu. Yaşlı kadın hücreye girdi (bir süre karşıya bir şey söylemeden özlemle bakar) hasanım yavrum, avurtların çökmüş (hasanın yanaklarını okşuyormuş ve tutuyormuş gibi ellerini seyirciye doğru uzatır) yanakların solmuş hasanım… Hasan koç anasına yaklaştı ellerini tuttu kokladı ve anasının solgun yüzüne baktı ve sarılıverdi anam, anacım…(bir eliyle diğer elini anasının elini farz eder öper koklar) İhtiyar kadın Hasancığına sarıldı, sarıldı kuzum kokunu özlemişim. O küçücük hücrede zaman durmuştu sanki. Anam beni affet sana layık bir evlat olmadım dedi hasan. Kadın o yaşlı elleriyle oğlunun ağzını kapadı, O nasıl söz hasanım kuzum dedi ihtiyar kadın… Anam boynunu bükük bıraktım anasının ellerine sarıldı (kendi elini anası yerine koyar) affet beni anam… İhtiyar kadın oğluna sarıldı:  etme oğlum affedecek bir şey yok kuzum Rabbim böyle istemiş hasanım. O küçücük hücrede hıçkırık seslerinden başka bir şey duyulmuyordu ve oğlu anasına, anası oğluna sımsıkı sarılıyordu… Sonra İhtiyar kadın oğlu için hazırladığı sefertasını açtı (başındaki fesi sefertası gibi kullanır) ve içinden bir kuru köfte çıkardı ve oğluna uzattı: Kuzum bak senin sevdiğin kuru köfteden yaptım hadi ye hasanım. Hasancık anasının uzattığı kuru köfteyi aldı ağzına attı ve gözlerinden süzülen yaşlar ağzındaki köfteye karışıyordu: anam canım anam affet beni…

İçeriye giren gardiyan: süre doldu valide deyince, ihtiyar kadının başına bir balyoz düşmüştü sanki.(elindeki baston kafasına vuruyormuş gibi yapar) Oğlunun hücresindeki yatağından kalktı bastonuna tutunarak Hasancığına son bir kez baktı ve hasanım diyerek sarıldı…(burada kollarını kendine dolar sırtı seyirciye dönüktür sırtından sadece kendine sarılmış olan elleri görünür)

Sonra bir anda kendini caddenin ortasında buluverdi (bir anda seyirciye döner şaşkındır) kimdi neciydi ve ne işi vardı vardı caddenin ortasında. Etrafından arabalar korna çalarak geçiyorlardı. İhtiyar kadın ayaklarındaki son bir dermanla bastonuna yüklendi ve yürümeye başladı. Süleymaniye camisine doğru yürüdü içeri girdi minbere yaklaştı dualar etmeye başladı sonra ellerini açtı: Allah’ım neydi benim günahım? Onu büyütmek için çamaşıra gitmedim mi? Onu büyütmek için el pisliği temizlemedim mi? Hâlbuki o kadarda nasihat ettim: oğlum hak tanımaz olma, kumar oynama, içki içme dedim neydi günahım… İhtiyar kadın dualarını bitirdi ayağa kalktı: affet beni Allah’ım tek dayanağım dert ortağım sensin affet beni… (burada ayaktadır ve yaşlı kadın vücuna bürünür) İhtiyar kadın camiden dışarı çıktı ayakları artık yürümüyordu caminin avlusunda bir ağaca sırtını yasladı: Allah’ım bu gece olmasın sabah, olmasın sabah.  Çünkü Hasancığı dönüşü olmayan bir yola gidecekti… (başındaki örtüyü omzuna koyar) Sabah ezanını okumak için camiye gelen müezzin ihtiyar kadını ağacın dibinde uyur halde görünce yanına yaklaştı omzundan tutup: Teyze? Ne işin var bu saatte senin burada? (örtü başındadır) İhtiyar kadın gözlerini açtı müezzini karşısında görünce tülbendini düzeltti: şey oğlum ben Bakırköy’e gitmek için istasyona geldim ama baktım son tren kaçmış ve buralarda gidecek yerim olmayınca Allah’ın evine sığındım bir kusur mu ettim? (örtüyü omzuna koyar) Müezzin: yok teyze ne kusuru (durur ve bir anda aklına gelmiş gibi) bir dakika teyze kusura kalma ama yalan söylüyorsun, Son tren kaçtıysa epey geç olmuştur ve o saatte caminin kapısı kapalıdır, Nasıl girdin içeriye o zaman? İhtiyar kadın sustu, teyze nasıl girdin? Senin derdin nedir: İhtiyar kadın ağacın dibinde başından geçenleri müezzine bir, bir anlattı. İhtiyar kadının anlattıkları müezzinin boğazına oturmuştu, bir şeyler söylemek istedi yaşlı kadına ama söyleyemedi ve yanından sessizce uzaklaştı… (ayağa kalkar seyirciye sırtı dönük ellerini havaya kaldırır) Üsküdar sırtlarında sabah oluyordu, yeni bir gün doğuyordu (seyirciye döner ayaktadır) ve yedi tepe İstanbul bağrını güneşe açmış yeni güne merhaba diyordur. İhtiyar kadın Haydarpaşa istasyonuna geldiğinde kapıda gazete satan çocuklar (tülbendi havada sallıyordur) ellerindeki gazeteyi havada sallayarak bağırıyorlardı: Yazıyor, yazıyor parmak kapı katili asıldı, hasan koş asıldı, yazıyor, yazıyor… İhtiyar kadın çantasından çıkardığı kuruşları gazeteci çocuğa uzattı  gazeteyi aldı ve istasyondaki üçüncü mevki vagonlardan birine geçti pencerenin yanına oturdu (sandalyeye oturur) ve solgun gözleriyle dışarıyı seyretmeye başladı. Sonra elindeki gazete aklına geldi ve sayfalarını açtı… (elinde bir gazete varmış gibi sayfaları çevirir) Hasan koçun resmi gazetenin ikinci sayfasındadır (kadının titreyen elleriyle gazeteye dokunur) yaşlı parmaklarıyla resmi okşadı: Hasanım kuzum, nasılda babana benziyorsun? gülümsemen babana benziyor. İhtiyar kadın resmi kokladı ve hasan koçun resmini gazeteden kopardı koklayarak göğsüne yerleştirdi. Pencereye tekrar başını yasladı ve Hasancığıyla yaşadıkları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyordu… Sonra Hasanın çok sevdiği bir türküyü mırıldanmaya başladı. (burada aşağıdaki türküyü bağırmadan biraz es vererek yumuşak şekilde oku)

Pencereden kar geliyor aman annem

Gurbet bana zor geliyor aman annem

Gurbet bana zor geliyor ben öleyim

 

Sevdiğimi eller almış aman annem

O da bana ar geliyor aman annem

O da bana ar geliyor ben öleyim

 

Kekliğimi doyurdular aman annem

Kanadını ayırdılar anam annem

Kanadını ayırdılar ben öleyim

 

Bu nasıl yaraymış aman annem

Beni senden ayırdılar aman annem

Beni yardan ayırdılar ben öleyim… ANONİM

Efendim: Bu kıssadır bir mecmua kenarına kaydolunmuş, biz de gördük söyledik ve bu kıssadan çıkan sonuç Anneler başımızın tacıdır ve onların evlat sevgisi hiç bir şeyle ölçülmez. Onlar evlatlarına toz konduramaz neden derseniz KARGAYA YAVRUSU ŞAHİN GÖZÜKÜR… (selam verir) Neyse dostlar Sakiye sohbet kalmazmış baki. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, inşallah gelecek sefere daha güzel bir hikaye söyleriz"

 

 

Not: Sait Faik Abasıyanık bu hikayeyi yabancı bir eserden uyarlamıştır ve basılı metin olarak bulunması zor bir metindir. Bu sebeple hikâyeyi meddah anlatımı şeklinde uyarladım,hazırladım ve sizlerle paylaştım. Bu kurgu ve metin izinsiz olarak paylaşılamaz ve oynanamaz.  

Videolar
 
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...