Web Tasarım Ankara

 Koca ve Karı hikâyesi…

MEDDAH: Huzuru hazirun, cemiyeti irfan, vakti sefayı merdan. Laindir, dinsizdir, münafıktır şeytan. Şeytanın dinsizliğine lanet, Rahman’ın birliğine bidayet, bizi seyreyleyen canların sıhhatine sağlığına diyerek hayırla başlayalım söze. Canlar; sevgiden yoksun bir tarlanın döşüne ilk yağmur tanesi nasıl düşerse bizimde düşüversin dilimize ilk kelime “Bismillah”.

Besmele ile çıktım yola, Selam verdim sağa sola, Kalbiniz sevgi dola, Yolunuz, yordamınız mübarek ola. Bugün sözlerim maniyle açıldıysa şayet devam edelim o zaman canlar… Şu dağların üstü kar, Ne dedim de küstü yar, İkimizin arasından, Bir soğuk rüzgâr esti yar… Dağların üstünde kar olmasa kim bilir nasıl üşürdü o yar.  O koskocaman dağ ne kadar yüce olursa olsun, tepesinde kar olmasa emin olun hep yarım görünür… Şimdi Canlar bu sözlerden yola çıkarak sorarım sizlere bir soru.

Neden Erkeğe Koca, Kadına ise Karı Denir?

Şimdi bu cümleyi duyanların ne kaba kelime KOCA VE KARI dediklerini duyar gibi oluyorum. Ah canlar Kelimelerin değerini üç on paraya satmasaydık anlardık belki ederini. Atalarımızın Evlenecek erkeğe neden ”koca” dediklerini düşündünüz mü? Ben söyleyim çünkü “koca” demek bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir ve Dağların Yücesine Kar yağar diye Kadına da ''Kocanın Karı'' demişler. Ve ne kadar yüce olursa olsun bir dağ, üstünde kar olmadı mı hep eksik kalır, hep kurak kalır.

Eşim olma, karım ol! (yüzünü buruşturur) Bakma böyle ilkel durduğuna, canlar kelimelerin ruhu vardır. Karı ve koca sözünün derinliğinde, eş kelimesinden çok ama çok şey anlatır bizlere. Belki bize unutulmuş bir şeyleri söyler. 

Ve derki; Eşim değil, karım ol! Çünkü Kedilerin eşi olur, terliklerinde eşi olur ama İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Bakmayın şimdi evlenenlerin karı, koca ilan edildiğine. Koca ve onun Karı olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı bir adam. Kar gibi pak ve masum olmalı bir kadın. Örtmeli ve bir ömür, nuru pak bir süsü olmalı o koca dağın.

Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.

Eşim olma, karım ol! Beni tamamla? Allah(c.c) Kocalara yani Dağlara Karlarını, eritmeden, incitmeden ve o misk-i amber kokan kelimeleri karşılıklı olarak taşımayı ve sahip çıkmayı nasip eylesin sevenlere. 

Canlar o güzel süsü taşıyan bir kocadan ve onu çok seven karısından bahsedeceğim.

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamıyla otobüse binmişti. Şoför: soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi. Kadın orta yaşlarda güzel bir bayandı ve kocası oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen bir ameliyatla gözlerini kaybetmişti kadın ve artık asla göremeyecekti. Kocası Ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince; yıkılmış ve kendi kendine söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak ve kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.

Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Karısının içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Biran önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık Dünyasında kayboluyordu.

Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli karıma diye. Birden aklına karısının eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı: Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin onu işe bırakacağını ve akşamları iş çıkışında alacağını ve karısına çok güvendiğini söyledi. Çünkü koca karısını tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.

Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti. Çünkü kocasını çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. O günden sonra Fedakâr Koca her sabah karısını işe bırakıyor ve akşamları da alıyordu. Günler, günleri kovaladı ve kocası haklı çıktı artık karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti ve sonuna kadar gidecekti. Akşam karısına: Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi, Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı. Aslında bunu kendiside istiyordu fakat o kadar güveni yoktu.

Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüse biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu. Günler günleri, haftalar ayları kovaladı, hiçbir sorun yoktu. Kadın yine bir gün otobüse binerken, şoför: Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi. Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlamadan, neden diye sordu.

Şoför: Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi dolu gözlerle size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta sizin yolun karşısına geçmenizi bekliyor ve siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor. Dağlarda kar olur, Ağaçlarda dal olur, ey can seversen Ağzındaki en acı söz, Dökülürken bal olur…

Canlar bu kıssadır bir mecmua kenarına kaydolunmuş, biz de gördük söyledik ve bu kıssadan nasibimize düşen mana ‘’Dağ olsun üstündeki Kar olsun Herkesin birbirini bu kadar sevmesi ve sevilmesi, hepsinden önemlisi böyle bir sevgiyi hak edecek insanı bulması dileğiyle bitirelim sözümüzü.’’ Bir daha ki hikayemizde buluşmak üzere her ne kadar sürç-i lisan eyledimse af ola...

 

 

Videolar
 
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...